theservant_ing_on_kapak_512px

Ülkemizde büyük beğeni toplayan

Hizmetkar Serisinin ilk kitabı

“Hizmetkar Kim?”

“The Servant”

isimli İngilizce çevirisiyle

raflardaki yerini aldı.

Kitapların, gittikleri her yerde

hayırlara vesile olmasını diler,

Cenk Enes Özer okurlarına

destekleri için teşekkür ederiz.

 

HİZMETKAR KİM?

Doğru ile yanlış, iyi ile kötü mücadelesi bütün insanlık tarihinin özü. Ama esas savaş aslında insanın iç aleminde gerçekleşiyor. Her şeyin fani olduğu oluş-bozuluş alemindeki bu mücadeleyi idrak etmesi, insanın hayatın anlamını ve hatta kendini keşfetmesi adına ilk basamak. Hizmetkar serisi işte bu müthiş savaşı ve ölüm/hayat gerçeğini, fantastik bir çerçevede olsa da asli hakikatle irtibatlı, hem de günümüz insanı perspektifinden bir hikaye ile ele alıyor.

Kitap insanlık tarihinin kırılma noktalarından hayır-şer ordularının meydan muharebelerine, günahların iç alemimizdeki misali yansımalarından sırlı ayetlerle açılan tılsımlara kadar bizi farklı sürprizlerle örülü bir maceraya davet ediyor. Hizmetkar Kim’in başkahramanı, gayb erenlerinin ceyşü’l-şer ile varlığın metafizik boyutundaki savaşında kendi rolünü keşfedecek, ama ilk önce kendi iç alemini, kalp sarayını fethetmesi lazım.

Hizmetkar Kim? aynı zamanda roman üslubuyla doğu klasiklerinin temsil/alegori tarzını da birleştirerek bu edebiyata yeni bir soluk getirmeyi başarıyor. Cenk Enes Özer bu kitapta fantastik bir kurguyla hayal ve hakikat arasında bir örgü dokuyor, bu bakımdan anlatılan aslında bizim de her gün içinde olduğumuz bir hikaye. “Hizmetkar kim?” sorusu da bu bağlamda aslında her bir okuyucuya yöneltilmiş. İnsanların kendi hayat serüvenlerinde figüran gibi kalmaktan vazgeçmeleri, için yapılmış bir davet bu.   Okuyucunun anlaması beklenen hakikat: Herkesin kendi senaryosu dâhilinde bir başrol oyuncusu olduğu sırrı.

Ölmeden önce ölmenin sırrıyla yaşatmak için yaşama hakikatini bu kitapla keşfedeceksiniz…

 

________________________________________________________________

 

KARA KUTU OPERASYONU

Hizmetkar Serisi’nin fantastik kurguyla İslami değerleri harmanlayan kitapları, hayli ilgi çeken bir ahir zaman hikayesi. Hizmetkar Kim’den sonra serinin ikinci kitabı Kara Kutu Operasyonu da Ufuk Yayınları tarafından yayınlandı.

Seri “yaşatmak için yaşama” misyonunu keşfeden Yağmur’un, hakla batıl, hayır ordularıyla şer orduları arasındaki amansız savaşın iç ve dış âlemlerdeki değişik cephelerinde verdiği mücadeleyi anlatıyor.

İlk kitapta kendini keşfeden ve iç âlemini fetheden kahramanımız, Kara Kutu’da dış sahadaki mücadelesinin ilk safhasına geçiyor. Düşman ise her yerde, en tahripkar silahları kullanmasına rağmen sinsice evlerimize kadar girmiş, biz cephede savaşırken ailelerimizi esir almış, nasıl yaşamamız gerektiğini söylüyor, zihinlerimizi formatlıyor: Televizyon. Bu kitapta hayatımızı ve ailelerimizi ipotek altına alan dumansız alevin, arka planındaki komploları, bunların manevi alemlere karanlık yansımalarını bulacaksınız. Bir taraftan en son beyin yıkama tekniklerini, devasa bütçeli Hollywood projelerinin arkasında nelerin döndüğünü diğer taraftansa bu kadim mücadelenin tarihe –hatta tarih ötesine– uzanan köklerini keşfedeceksiniz; kanallar aleminin karanlık sokaklarında dolaşacaksınız.

Kara Kutu Operasyonu, teknoloji diline tercüme edilerek yayılan kadim virüslerin teşhisi ve tedavisini yapıyor. Bu kitap şeytanın eski silahları yalan, telkin ve propagandanın günümüzdeki renk ve tonlarını, ördüğü hayal alemine yansıyan ibretlik tablolarla gösteriyor.

________________________________________________________________

 

PINDAROS’UN KİTABI

 

İnsanlık tarihi boyunca hakimiyetlerini zulüm üzerine bina etmiş nice krallar, firavunlar, imparatorlar şeytani güçlerini hep aynı kaynaktan aldılar. Saltanat yolunu adımlayan kanlı ayaklarına rehberlik eden bir kitaptan: Pindaros’un Kitabı’ndan…

İnsanlığın baş düşmanı İblis’in masallarına kanıp peygamberlerini katleden bir kavmin ileri gelenleri, şeytana katiplik uğruna masum elçilerinin kanını mürekkep etmekten de çekinmediler. Fakat akıl almaz büyüleri, hayal ötesi kehanetleri, karanlıkta kalmış sırları kaleme alırken hesaba katmadıkları bir şey vardı: Kitap, gelecek kıyametin anahtarıydı…

Cenk Enes Özer’in kaleme aldığı, Ufuk Yayınları’ndan çıkan Hizmetkar Serisi’nin bu bölümünde, kendinizi yine fantastik bir dünyanın içinde bulacaksınız. Hizmetkarlar Okulu’nun lambasız aydınlanan koridorlarında gezecek, her gece arka bahçesindeki mezarlara girecek, ders zilinin çalmasını sabırsızlıkla beklerken kulağınıza fısıldanan seslerle irkileceksiniz…

Ahbaril Hoca’nın istihbarat derslerinde eğlenirken; Kadrail Hoca’nın kuvvetbilim dersinde elinizde Gazap isimli kılıçlar, şeytanlarla yaka paça olmanın heyecanını tadacak; Kanatlı Salon’da yenen akşam yemeklerinde arkadaşlığın ve paylaşmanın sıcaklığını hissedeceksiniz…

Pindaros’un Kitabı bir yandan zihninizi “Tüm bunlar gerçek mi?” sorusuyla meşgul ederken diğer yandan içinde, “Neden olmasın?” cevabını da bulacağınız türden. Son satırlarını siyah zeminde kayan jenerik yazısı tadında okuyacağınız bu kitap, “Perde!” demeden önce filmin devamını müjdelemeyi de ihmal etmiyor.

 ________________________________________________________________

 

KILICIN BEKÇİLERİ

Karanlık sadece ışığın yokluğu mudur yoksa ışığa rağmen önümüze çekilmiş siyah bir perde mi? Üstelik şimdiye kadar görmediklerimizi, bilmediklerimizi, bulamadıklarımızı ama belki de hayatımız boyunca arayıp durduklarımızı gizlemek için gözümüzün önüne gerilmiş bir perde… Şimdi onu aralayıp, ardındakilerle yüzleşmeye hazır mısınız?

Cenk Enes Özer’in kaleme aldığı ve Ufuk Yayınları’ndan çıkan Hizmetkar Serisi’nin bu bölümünde yolculuğumuz Karanlık Diyar’a, Lanetliler Ülkesi’ne, İblis’in sarayına kadar uzanıyor. Her biri bir günahı temsil eden yedi krallığın surlarını aşan Yağmur, yolculuk dönüşünde düşmana ait tüm sırları sizlerle paylaşıyor:

İnsanların, şeytanlar arasında işleri ne? Hangi vaatlerle kandırıldılar, nasıl bir eğitimden geçiyorlar? Tekrar aramıza sızarken aslında neyi hedefliyorlar? Şöhrete ve zenginliğe giden yolda kimlerle nasıl bir pazarlığa tutuştular? Ve en acısı, hangi bedeli ödemeye mahkum oldular?

İnanç ve kültür dünyamıza ait meselelere yepyeni bir bakış açısı getiren Hizmetkar Serisi’nin dördüncü kitabı “Kılıcın Bekçileri”, okuyucusuna bir kitaptan çok daha fazlasını vaat ediyor…

________________________________________________________________

 

ŞEYTAN SEVERSE

Kaleme aldığı Hizmetkar Serisi ile bir ilki gerçekleştiren, inanç ve kültür dünyamıza ait meseleleri fantastik kurguyla harmanlayıp hikmetle yoğuran yazarımız Cenk Enes Özer’in son kitabında kaleminin sınırlarını bir hayli zorladığı ortada. Kurgu harika, anlatım büyüleyici.. Son derece akıcı üslubuyla, nefes nefese bir hikaye:

“Şeytan Severse”

Dünyaya dünya denilmeyen zamanlarda başlayıp günümüzden ve bütün günlerden geçerek kıyamete dek uzayacak değişim ve dönüşümler girdabında bir iblis portresi…

Hemen hemen her inanışta insanlığın en büyük düşmanı olarak tanımlanan şeytan, bu kitapta Azâzil özel adıyla ele alınıp hayatının en ilginç detayları hikaye ediliyor. Annesinin yokluğunda her daim üzerine titreyen babası Hablis, tüm bildiklerini kendisinden öğrendiği hocası Ruinas, birçok konuda ona sırdaşlık eden cennet bekçisi Rıdvan ve uğruna cennetlerden geçtiği Prenses Lehya gibi karakterler hikayeye bambaşka bir renk katıyor.

Burada yazara ait bir hassasiyete peşinen vurgu yapalım: Kurgusal yaklaşımlarda Kur’an ve sünnet çizgisine riayet. Yazarın bu konudaki samimiyet çıtası takdire şayan yükseklikte.

Kitap, insanlık öncesi dünyanın ilk misafirleri olan cinlerle başlayıp Azâzil’in Arş-ı Âlâ’ya varan akıl almaz yolculuğunu konu ederken finalde, “E bundan bize ne?” sorusuna da şu diyalogla cevap veriyor:

― Efendim, bu kitapta Azâzil’in hayat hikayesi var. İsyanından önceki ve sonraki hâlinden bahsedilmiş. Sizce insanların bunları bilmeleri onlara bir fayda sağlar mı?

― Cevap zaten sorunun içinde gizli değil mi? Onu Allah’a ulaştıran şeyin edep ve itaat, oradan uzaklaştıran şeyinse kibir ve hased olduğunu; Sevgili’ye binlerce secdenin aşk iddiası, Sevgili hatırına bir tek secdeninse aşkın ispatı olduğunu; hatasında ısrar edenlerin lanete düşmüş şeytan, hatasından dönenlerinse rahmete ermiş insan olduğunu bilmeleri, sence de iyi olmaz mı?

Kitap, şeytanın, “cennetten kovulan bir melek” ya da “sadece kötülüğü sembolize eden bir kavram” olduğu yönündeki birtakım asılsız söylentilere de açıklık getiriyor.

Evet, bu bir deşifre operasyonudur.

Şeytanın en büyük fitnesinin kendini unutturmak olduğu ahir zamanda; bu kitabın, karanlığa çevrilen bir projektör olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.

Çığlık çığlığa çırpınışlarla kaçışmada yarasalar. Uğursuz dehlizlerinin duvarlarını dövüyor feryatları… Siz duymuyor musunuz!?

Sami Ünal

 

________________________________________________________________

 

SİNOVA

“Ağaç dallarının bulutları iğnelediği, yaprakların güneşi perdelediği, havası daima soğuk ve nemli Sinova Ormanı; takvimsiz zamanlardan beri derinlerinde gizlediği o büyük sırrıyla uyandı yeni güne…

Rüzgar bile bu ormanda bir başka eser, kulaklara anlamsızca uğuldamak yerine sürekli aynı şeyi fısıldardı: Sinova kisse limeren… Kendilerini bu büyüleyici sesin cazibesine kaptıranlar; toprağı simsiyah, dalları ve meyvesi kan kırmızı o devasa ağacın yanında alırlardı soluğu. Ve merakla aldıkları bu son soluk, dehşetle verilirdi Sinova’nın kollarında…

Ormana ismini veren bu sıra dışı ağaç, kurbanlarını aniden kavrar, acı dolu çığlıklarına aldırmaksızın sıkar, sıkar ve son damla kanları toprağa düşmeden asla bırakmazdı. Fakat yine de ormanın sırrı, kanla sulanıp etle beslenen ve şöhreti sınırlarını çoktan aşmış bu vahşetten ziyade, mağaralarından dışarı gizlice süzülüp sislerin ardında sessizce yürüyenlerdi…”Ufuk Yayınları’ndan çıkan Hizmetkar Serisi’nin 6. kitabı Sinova’da insanlık öncesi dünyaya sıra dışı bir yolculuk sizleri bekliyor.Onlar insan değiller… Olamazlar da… Sinova’nın dehlizlerinde; düşünceleri, inançları ve âdetleriyle karanlığın zifirinde yaşıyorlar… Ve değil ışığın halesine, fikrine dahi tahammülleri yok! Peki ya içlerinden biri çıkıp güneşi düşlerse?

 

________________________________________________________________

 

adalia_kapak_web_200x300

ADALIA

Yaşadığımız şu hayatın aslında sadece bir oyundan ibaret olduğunu hiç düşündünüz mü? Kazanana sınırsız nimetlerin verildiği, kaybedenin zerreye muhtaç edildiği, tekrarı olmayan tek seferlik bir oyun… Ve birer oyuncu olarak bizlere düşen sadece, oyunu kuralına göre oynamak. Son derece açık ve basit: Emredileni yap, yasaklanandan kaç, ödülü kap!

________________________________________________________________

 

SÜLEYMAN-Kapak_200

SÜLEY-MAN I
Piyonun Yolu

“Ama Süleyman Abi, kimse yem olmak istemez ki! Diğer taşların hepsi geri giderken piyonlar sadece ileri gidebilen tek taşlar. Bence hepsinin amacı tahtanın sonuna varmak. Büyüyüp vezir olmak.”

Ağzım açık kalmıştı. Bu çocuk daha beşe gidiyordu ve bana hayatımın dersini vermişti. Doğuştan bir vezir, hatta fil, at ya da kale olmayı kim istemezdi ki? Ama madem dünyaya bir piyon olarak geldik, o halde sonuna kadar gitmekten başka şansımız yoktu. Hem, kimse piyonlara ne istediklerini sormuş muydu? Vezir olmak dururken zaferi garanti edemeyen sıradan bir taktik uğruna yem olmak… Kesinlikle bana göre değil!

________________________________________________________________

 

süleyman2_200

SÜLEY-MAN II
Oyunun Sonu

Buraya kadar, sandıkta ne olmadığından bahsettik. Şimdi seni daha fazla kızdırmadan, ne olduğuna geçelim.

Bir kere bu, Süleyman’ın Yüzüğünden çok daha kuvvetli bir şey. Sadece cinleri ve ifritleri değil; meleği, insanı, hayvanı ve bitkisiyle tüm varlığı tesiri altına alabilecek kadar güçlü…

Birbirini hiç tanımayan; yaşam tarzları, yetiştikleri çevre ve hatta karakterleri tamamen zıt iki ayrı insanı alıp, hem de üç gün gibi kısa bir sürede, birbirlerinin en iyi dostu hâline getirebilecek kadar esrarengiz…

Uğruna bir değil, birkaç defa can verdirecek kadar tehlikeli…

Ve bir çırağı alıp, ustasının ardından, değil bir dünyanın, iki dünyanın da öte ucuna değin peşi sıra sürükleyecek kadar delice…

________________________________________________________________

 #hizmetkar #kim #oku #özet #serisi #cenk #enes #özer #süleyman #piyonun #yolu #kara #kutu #operasyonu #pindaros #kitabı #kılıcın #bekçileri #şeytan #severse #sinova #adalia #edebiyat #kitap #fantastik #roman

“Hizmetkar Serisi” için Toplam 745 Yorum Yapılmış.

Sayfalar: [75] 74 73 72 71 70 69 68 67 66 651 » Show All

  1. 745
    Yavuz Yazdi:

    Hizmetkâr serisinin tamamını okudum ve gerçek olup olmadığını merak ettim ve video nuzu izledim ama bir cevap almadım inanmaktan bahsetmişsiniz aklıma şu soru geldi acaba böyle bir şey var ve sizin bunu söylememeniz lazım ya da böyle bir şey yok

  2. 744
    CANSU ERTEN Yazdi:

    MERHABALAR

    SERİ HALDE ALMAK İSTİYORUM KİTAPLARI ANCAK HİÇ BİR ONLİNE SİTEDE SATIŞI YOK.KONUYLA İLGİLİ YARDIMLARINIZI BEKLİYORUM.

  3. 743
    ALPEREN Yazdi:

    MERHABA CENK ABİ.SÜLEY-MAN SERİSİNİ OKUDUM VE AKLIMA MÜTHİŞ BİR FİKİR GELDİ. NEDEN SÜLAY-MAN SERİSİNİ BİR FİLM ŞİRKETİNE ÖNERMİYORSUNUZ? TÜRKİYEMİZİNDE NEDEN BİR HARRY POTTER,SUPERMAN VS. GİBİ BİR FİLİMİ OLMASIN.BUNU OKUYUP DEĞERLENDİRİRSENİZ ÇOK MÜTEŞEKKİR OLURUM.ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.
    ALLAHAISMARLIDIK…

  4. 742
    Ekrem Yazdi:

    Merhaba enes abi ben süley-man kitabınızı okudum ve gerçekten kitap bittiğinde süleymanla birlikte ağlamıştım ancak simdiye kadar okudugum en etkileyici ve eglenceliydi sizin yazdığınız bu kitap icin size gercekten tesekkur ediyorum kitabınızi sadece yeniden etkilenmek icin okuyorum ve benim soemak istedigim sey kitabı kimden esinlenerek yazdınız ve Süleyman ve bay z hatta kitaptaki duger butun kahramanları kimden esinlenerek yazdınız size tekrar teşekür ediyorum ve suleyman 3 8 gözle bekliyorum 9 değil 7 değil yine 8
    Ekrem çil

  5. 741
    Dimitri Yazdi:

    Greetings Mr. Cenk

Sayfalar: [75] 74 73 72 71 70 69 68 67 66 651 » Show All

Lütfen Yorum Yapınız